23 Şubat 2009 Pazartesi

Oscar Tahminlerim...

Evet bu sabaha karsi Oscar odulleri dagitilacak, hatta az sonra kirmizi hali gecisi baslayacak. Benim oduller icin tahminlerim asagida; ancak sunu belirteyim adaylarin cogunu izlemedim. Tahminlerim cogunlukla okuduklarima ve duyduklarima dayaniyor:

* En İyi Film: Slumdog Millionaire - Herkes bu filmi konusuyor bir turlu izleyemedim; gerci indirdim ama sinemada gormek istiyorum. Geceye damgasini vuracak kanimca.

* En İyi Kadın Oyuncu: Kate Winslet - yorum yok salladim

* En İyi Erkek Oyuncu: Mickey Rourke - Okudugum kadariyla oldukca iyi bir performans gostermis

* En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Penélope Cruz - iyi oynadi diger adaylari izlemedigim icin onu yazdim, ancak Viola Davis'in de cok sansi oldugunu soyluyorlar

* En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Heath Ledger - vefat ettigi icin degil bence gercekten de iyi oynadigi icin hakediyor bu odulu

* En İyi Yönetmen: Danny Boyle, Slumdog Millionaire - Ortaligi sarsacak bu odulu de goturecek; goturmezse David Fincher goturecek...

* En İyi Animasyon: Wall-E

* En İyi Makyaj: Benjamin Button

* En İyi Uyarlama Senaryo - Benjamin Button; cok dalda aday oldu ayip olmasin diye verecekler

* En İyi Özgün Senaryo - In Bruges (bunu cok pis salladim)

9 Şubat 2009 Pazartesi

Süt ve Faydaları...


Sutu cok seviyorum. Evet, sutun faydalarindan bahsetmek icin bu yaziyi yaziyorum. Dogdugumuz anda ilk aldigimiz besin sut. Kucukken buyuyelim diye ictigimiz icecek süt. Gencken enerji versin, guclendirsin diye ictigimiz yine sut. Yaslilikta kemik erimesini bir nebze azaltsin diye icecegimiz icecek yine sut olacak. Ancak bugun izledigim video ile yepyeni bir faydasini ogrendim bu kutsal icecegin. Megersem alkoliklere tedavi amacli da iciriliyormus. Inanmiyorsaniz buyrun:

27 Ocak 2009 Salı

Apocalypse Now

Kesinlikle gorulmesi gereken bir film. The Doors'dan filmin acilis muzigi "The End":

26 Ocak 2009 Pazartesi

Boyle bir kampanya Türkiye'de nasil karsilanirdi ?



Bir suredir Ingiltere'de otobuslerin uzerinde fotograftaki gibi ilanlar veriliyormus. Bu kampanya British Humanist Association (BHA) adli sivil toplum orgutu tarafindan baslatilmis. Oncelikli hedefleri bu kampanya icin 5,500 pound bagis toplamakken, 136,197 pound'u bir haftaya yakin bir surede toplayarak onemli bir basariya imza atmislar. Konu ile ilgili haberi okuyunca sitelerine hizlica goz attim, acaba bu adamlarin amaci nedir, ne yapmak isterler diye. Temelde dini somuru ve ayrimciligin olmadigi bir dunya istiyorlar (ve daha bir cok sey...). Sanirim bu amaclarina dunyada hayir diyebilecek demokratik ve laik bir insan yok!!! Neyse, benim merak ettigim sey su: sizce boyle bir kampanya Turkiye'de nasil karsilanirdi?

Adriana'dan ders...


Adriana Lima'ya deginmeden gecemeyecegim. Dun aksam hayatimda ilk kez "Var mısın yok musun" adli programi izledim. Programi izleme sebebim tabii ki Adriana Lima'ydi. Bu kizcagiz uzerine cok sey yazildi cizildi; ozellikle de guzelligi ile ilgili. Guzelligine deginmemek imkansiz ancak dun programda tevazu dersi verdi ve hic bir kapris yapmadan, bu kadar sana sohrete ragmen ne kadar dogal ve icten davranilabilecegini gosterdi. Programdan kazandigi parayi da Çocuk Kanserleri Sevgi ve Dayanışma Derneği'ne bagislamasi da ayri bir guzellikti. Bu davranislarinin tum insanlar icin emsal olmasini diliyorum.

16 Ocak 2009 Cuma

Bitti...

Bu haftayi da bitirdim. Cok stresli bir haftaydi ama gecti. Günler resmen birbirine girdi, cuma hic gelmeyecek zannediyordum. Uzun bir aradan sonra Fenerbahçe'mi izleyecegim, calismayacagim, toplantilara katilmayacagim (verimsiz zaman tuketen toplantilara gicik oluyorum ve toplantilari duzenleyenleri kiniyorum) ve arkadaslarimi gorecegim...

Daha ne isteyeyim...Oh be!!!

5 Ocak 2009 Pazartesi

Filistin ve Israil

Kendimi bildim bileli bir hilafet halinde Filistin ve Israil (ben degil dedem bile kendini bildi bileli oyle!). Aslinda o hilafetin icerisinde yaklasik 7 sene yasamama ragmen (bilmeyenlere 1982-1989 yillari arasinda Urdun’de yasadim) cocukluktan olaylarin cok da farkinda degildim. Bazen olaylar oluyordu, protestolari duyuyor veya goruyordum ancak yine de cok bir sey cagristirmiyordu. Belki de bir universite kampusu icerisinde yasamamin da etkisi vardi, ne de olsa en demokratik tepkilerin olustugu belki de en guvenli yerlerden birinde yasiyordum. Benim yasimdakiler hemen 200-300 km ileride nasil yasam savasi veriyorsa bende ertesi gun oynayacagim futbolun, oyunlarin hesaplarini yapiyordum. Savas aslinda boyle bir sey; hemen yani basinizdaki ulkede hatta sehirde silahlar patlarken siz gonul rahatligiyla uyuyabiliyorsunuz. Tarih boyunca o kadar cok savas olmus ki, hepsine ayri bir pencereden bakabilirsiniz. Ben burada sadece bir tanesini yaziyorum. Savaslar icin soyle bir tanim okudum: “politik munasebetlerin baska platformlara tasinmasi” demis Carl Von Clausewitz. Bence durumu cok guzel ozetliyor ama Filistin ve İsrail’in durumunda o bahsedilen “politik munasebetler” hic bir zaman savas platformundan inmedi. Inmeye calistiysa da mutlaka bir sorun cikti. Mutlaka bir taraf su koyverdi. Filistin ile Israil arasindaki olaylar cok cok eskilere dayaniyor aslinda. Bununla ilgili okunacak binlerce kaynak var, her biri olaylarin basladigi ilk gunden bugune kadar cesitli perspektiflerden enine boyuna inceliyor konuyu. Ben bu kaynaklardan en fazla 3 unu 5 ini okudum – ki kitap olarak degil, internette buldugum makaleler, ansiklopediler ve dergiler bana kaynak oldu. Oyle kolay kolay anlasilacak bir konu degil. Din, dil, irk, guc catismasi...ne ararsaniz var. Burada binlerce sayfayi dolduracak kadar sey var aslinda bu konuyla ilgili olarak.


Bu konuyla ilgili canimi sikan kimsenin bu olaylarin sona ermesini istemiyormus gibi davranmasi. Herkes sozde kiniyor iki tarafi, ancak Birlesmis Milletlerin bu olaya acilen mudahale etmesi gerekiyor. Gerci etti ama oyle kafamdaki gibi degil. Isin ilginc yani bu catismalarin uluslararasi platformda cok ulke fayda sagliyor olmasi; kimisi silah satiyor o bolgeye kimisi ise bolgenin yeniden yapilmasi ile ilgili gelecekte olusacak karlari gozetiyor. Yani din, dil veya irk kavgasinin disinda; tamamen bir cikar kavgasina donusuyor hersey. Ateskes durumunda durup dururken atilan havan toplari ve karsiliginda top yekun bir hava saldirisi ustune kara harekati... Ortadoğu’nun dengesiz, karisik olmasindan herkes cikar sagliyor. Irak’ta yakin zamanda yasanan trajedi kimsenin bolgeye cozum getirmek istemedigini gosteriyor. Bence burada, herkesin cok sey bekledigi (ya da bana oyle geliyor!) A.B.D. hukumetine cok is dusuyor. Gorevi devralmalarina yaklasik 2 hafta var. Her ne kadar izledikleri politikalarin cogunu (or: Irak) tasvip etmesemde Israil’e soz gecirecek taraf olarak onlari goruyorum. 1993’te Clinton’un da cabalariyla onemli bir baris platformu olusmustu. Cok uzun surmese bile cok yapici oldugunu dusunuyorum. Belki bu sefer taze kan Obama bu konuda bir onculuk yapabilir. Bunun yaninda Birlesmis Milletler bir sekilde bu konu uzerine daha da fazla odaklamali. Bu tarihe kadar bir dizi toplanti yaptilar ancak hic bir sonuca varamadilar. Sanirim onlar da ne yapacaklarini bilmiyorlar. Birilerinin harekete acilen gecmesi gerekiyor. Obama’nin secilmesiyle sanirim tum dunya cok sey bekliyor Amerika’dan. Demokrasi timsali (!?) Amerika’nin buraya Irak’a ihrac ettigi demokrasiyi kastetmiyorum, yeniden bir baris platformu yaratilmasina on ayak olmasini ve yapici cozumler getirmesini diliyorum. Bu surecte Turkiye’nin de yer almasi gerektigini, bolgede cok onemli bir konumda oldugunu farkedip artik uluslararasi platformda bir seyleri degistirmek icin mucadele etmesini istiyorum. Bu hem bizim icinde yasadigimiz bolgeye bir denge hem de dunyaya bir soluk aldiracaktir.