Kendimi bildim bileli bir hilafet halinde Filistin ve Israil (ben degil dedem bile kendini bildi bileli oyle!). Aslinda o hilafetin icerisinde yaklasik 7 sene yasamama ragmen (bilmeyenlere 1982-1989 yillari arasinda Urdun’de yasadim) cocukluktan olaylarin cok da farkinda degildim. Bazen olaylar oluyordu, protestolari duyuyor veya goruyordum ancak yine de cok bir sey cagristirmiyordu. Belki de bir universite kampusu icerisinde yasamamin da etkisi vardi, ne de olsa en demokratik tepkilerin olustugu belki de en guvenli yerlerden birinde yasiyordum. Benim yasimdakiler hemen 200-300 km ileride nasil yasam savasi veriyorsa bende ertesi gun oynayacagim futbolun, oyunlarin hesaplarini yapiyordum. Savas aslinda boyle bir sey; hemen yani basinizdaki ulkede hatta sehirde silahlar patlarken siz gonul rahatligiyla uyuyabiliyorsunuz. Tarih boyunca o kadar cok savas olmus ki, hepsine ayri bir pencereden bakabilirsiniz. Ben burada sadece bir tanesini yaziyorum. Savaslar icin soyle bir tanim okudum: “politik munasebetlerin baska platformlara tasinmasi” demis Carl Von Clausewitz. Bence durumu cok guzel ozetliyor ama Filistin ve İsrail’in durumunda o bahsedilen “politik munasebetler” hic bir zaman savas platformundan inmedi. Inmeye calistiysa da mutlaka bir sorun cikti. Mutlaka bir taraf su koyverdi. Filistin ile Israil arasindaki olaylar cok cok eskilere dayaniyor aslinda. Bununla ilgili okunacak binlerce kaynak var, her biri olaylarin basladigi ilk gunden bugune kadar cesitli perspektiflerden enine boyuna inceliyor konuyu. Ben bu kaynaklardan en fazla 3 unu 5 ini okudum – ki kitap olarak degil, internette buldugum makaleler, ansiklopediler ve dergiler bana kaynak oldu. Oyle kolay kolay anlasilacak bir konu degil. Din, dil, irk, guc catismasi...ne ararsaniz var. Burada binlerce sayfayi dolduracak kadar sey var aslinda bu konuyla ilgili olarak.
Bu konuyla ilgili canimi sikan kimsenin bu olaylarin sona ermesini istemiyormus gibi davranmasi. Herkes sozde kiniyor iki tarafi, ancak Birlesmis Milletlerin bu olaya acilen mudahale etmesi gerekiyor. Gerci etti ama oyle kafamdaki gibi degil. Isin ilginc yani bu catismalarin uluslararasi platformda cok ulke fayda sagliyor olmasi; kimisi silah satiyor o bolgeye kimisi ise bolgenin yeniden yapilmasi ile ilgili gelecekte olusacak karlari gozetiyor. Yani din, dil veya irk kavgasinin disinda; tamamen bir cikar kavgasina donusuyor hersey. Ateskes durumunda durup dururken atilan havan toplari ve karsiliginda top yekun bir hava saldirisi ustune kara harekati... Ortadoğu’nun dengesiz, karisik olmasindan herkes cikar sagliyor. Irak’ta yakin zamanda yasanan trajedi kimsenin bolgeye cozum getirmek istemedigini gosteriyor. Bence burada, herkesin cok sey bekledigi (ya da bana oyle geliyor!) A.B.D. hukumetine cok is dusuyor. Gorevi devralmalarina yaklasik 2 hafta var. Her ne kadar izledikleri politikalarin cogunu (or: Irak) tasvip etmesemde Israil’e soz gecirecek taraf olarak onlari goruyorum. 1993’te Clinton’un da cabalariyla onemli bir baris platformu olusmustu. Cok uzun surmese bile cok yapici oldugunu dusunuyorum. Belki bu sefer taze kan Obama bu konuda bir onculuk yapabilir. Bunun yaninda Birlesmis Milletler bir sekilde bu konu uzerine daha da fazla odaklamali. Bu tarihe kadar bir dizi toplanti yaptilar ancak hic bir sonuca varamadilar. Sanirim onlar da ne yapacaklarini bilmiyorlar. Birilerinin harekete acilen gecmesi gerekiyor. Obama’nin secilmesiyle sanirim tum dunya cok sey bekliyor Amerika’dan. Demokrasi timsali (!?) Amerika’nin buraya Irak’a ihrac ettigi demokrasiyi kastetmiyorum, yeniden bir baris platformu yaratilmasina on ayak olmasini ve yapici cozumler getirmesini diliyorum. Bu surecte Turkiye’nin de yer almasi gerektigini, bolgede cok onemli bir konumda oldugunu farkedip artik uluslararasi platformda bir seyleri degistirmek icin mucadele etmesini istiyorum. Bu hem bizim icinde yasadigimiz bolgeye bir denge hem de dunyaya bir soluk aldiracaktir.

6 yorum:
Oncelikle blogosfere donusunuzu kutluyorum efendim.
Donus konunuz da oldukca hassas gercekten. Yazida da belirttiginiz gibi bu konu uzerine sonsuz kaynak ve tartisma bulunabilir. Ortada bir anlasmazlik var ve kim hakli kim haksiz konulari belli donemlerde tartismali olabiliyor. Ama sik sik tekrarlanan bu gibi donemlerde Israil bir devlet gorunumunden cikip bir soykirim orgutune donusuyor ve hakli argumanlarini yitiriyor.
savaslar da neredeyse tum toplumsal aktiviteler gibi her zaman cikar meseleleridir. din, dil, irk kanimca cikari olmayanlari cikarlari varmis hissettirmek icin kullanilan bahaneler oluyor.
ortadogu ozelinde din isin icinde buyuk bir rol oynuyor. bir yanda israil yönetimi -ki laik olmadigi icin demokrasi diyemeyecegim- secilmis halk bahanesi ile cikarlarina kolay yoldan destek bulurken, ote yanda hamas sehitlik mertebesine(!) ulasmaya gonullu bircok genc insan ile savasmaya olurken oldurmeye devam ediyor. amerikan deyimiyle odadaki fil'i gormezden gelemeyiz.
israil'in tek takacagi devlet amerika. ancak amerika'da guclu bir yahudi lobisi var. obama gercekten bir degisim getirecekse esas baslayacagi yer ortadogu olmali. ama sessiz kalarak bence cok da degisim getirmeyecegini simdiden belli etmis durumda.
cikarlara gelince isin icinde hamas ve hizbullah yoluyla bu guc savasimina giren iran da var.
gorunen o ki obama oncelikle bir baris konferansi toplayacak iranin ve arap ulkelerinin katilacagi. boyle bir konferansi organize etmek, israilliler ile iranlilari ayni masaya oturtmak dahi buyuk bir basari olur.
erdogan'in secim propagandasinin bir parcasi olan diplomasi ataklarini cok onemli bulmuyorum. dis basinda yer dahi almiyor. dev aynasinda gormeyelim kendimizi. bizim de benzer bir pkk sorunumuz var, bence hic katilmayalim dahi tartismalara.
bu konuya blogumda yer verecegim için görüşlerimi oraya saklayıp, sizi de bekleriz demekle yetinicem.
Yalnız bir soru: "hilafet" mi, "ihtilaf" mı??
hilafeti geri mi getirmeye calisiyosun lan sen?!!
Yazidan tek anladigim bu.
Seckin, halifelik senin mustakbel gorevindir. Sen zaten Ulu Saman Okan'in sag kolu olarak atandin bu goreve hazirlaniyorsun.
Sirma, dogrusu ihtilaftir, hilafet degil.
Ahmedinejad, yazdiklarina katilmamak zor; kendi icimizdeki sorunlara egilmemiz gerekiyor ancak pkk konusu da eninde sonunda bizim onumuze koyulacak, kacis yok ondan. Yani bu ise girismemiz onun zamanlamasina etki etmeyecek. Onun icin eminim ki tasarlanan bir vakit vardir... Ayrica iki durum arasinda bazi farkliliklar oldugunu da gormezden gelemeyiz, onu da belirtmekte fayda var.
Obama'nin takindigi tavir, cok az da olsa bulundugu durumdan kaynaklaniyor (henuz resmi olarak devralmadi baskanligi). Ancak buyuk bir surpriz beklememek gerekiyor, bir ay icerisinde Amerika’nin cok farkli tavirlar sergilemeyecegi asikar. Umarim tum taraflar bir baris konferansinda toplanirlar.
Turkiye'nin konumuna gelince, dev aynasinda gormek degil benim soyledigim. Yanlis anlasilmasin. Boyumuzdan buyuk islere karismaktan ziyade uluslararasi platformda bize kazanimlar getirebilecegini dusunuyorum. Barisa katkida bulunmak, insanlik gorevimizdir. Eger ki hepimiz sucluysak, bunu ancak hep beraber calisarak duzeltebiliriz. Bizim de bu corbada tuzumuz olmasinda sakinca goremiyorum (onu becerebilir miyiz bu kadroyla onu da hic bilmiyorum).
OnurKa, cok haklisin ancak bizim lisede bir matematik hocamiz vardi; Ihsan hoca, sanirim bu durumda su lafi soylerdi: “biriniz bok, biriniz camursunuz”. Yani ne yazik ki iki taraf uygulamada uc asagi bes yukari ayni.
Bu arada bugun Sarkozy ateskes ile ilgili carpici bir aciklama yapti. Ateskes'in cok da uzak olmadigini soyledi. Israilli yetkililer ise Hamas saldirilarinin durmasi icin taahhüt bekliyor. Bekleyip gormekten baska bir caremiz yok bu durumda.
PS: Ahmet lan hatirladin mi bu lafi ?
hatirladim bu lafi. bu lafi bize yediren sendin, unutma ama!
Yorum Gönder